
SERRA'DAN ÖZGÜN BİR VAMPİR FİLMİ
Klasik vampir filmi tanımından uzaklaşıp alanı yenileyen filmlerden biri. Jim Jarmusch’un filmi "Only Lovers Left Alive" ya da İsveç yapımı “Let the Right One In”, 2000’lerin vampir filmlerine farklı bir soluk getiren ve klişelere pek bulaşmayan işlerdi. Kısacası bildiğimiz anlamda vampir filmleri değillerdi. Albert Serra’nın “Story of My Death”i de alanın klişeleriyle ilgilenmeyen, yönetmenlik stilini ve özgünlüğü ön plana alan bir film. Bu açıdan filmin 2000’li yılların en akılda kalıcı vampir filmlerinden biri olduğu kesin.
Uzun planlar, neredeyse akmayan tempo ve vampir kültünün gizli kapaklı işlemesi karşımıza, minimalist stili ve 148 dakikalık süresiyle meydan okuyan bir vampir filmi getiriyor. “Story of My Death”, yer yer izleyicinin sabrını da sınıyor. Nitekim filmin temposu bir hız karşıtlığına dönüşüyor. Film, az diyaloğun ve müziksizliğin de desteğiyle sıkıcılıktan ve temposuzluktan besleniyor kimi bölümlerde.
Ayrıca Serra’nın filmini hakkında bir yazı okumadan izlerseniz, en azından ilk bir saatte karşınızdakinin bir vampir filmi olduğunu anlamanız epey güç. Büyük bir şatoda yaşayan zengin Casanova’nın yardımcısıyla konuşmalarına, o kulak tırmalayan meyve yeme seanslarına, bu üst sınıf mensubunun çapkınlıklarına rastlıyoruz ilk yarıda. Filozoflardan yazarlara uzanan konuşmalarıyla bilgisini ve 'yaşamışlığının' izlerini taşıyor Casanova. Daha sonra karakterin yardımcısıyla kırsalda çıktıkları bir yolculuğa ve bir ailenin evinde geçirdiği günlere odaklanıyor film.
Böylece pastoral bir dünyaya ve tablo gibi resimlere hapsoluyoruz. Jimmy Gimferrer, iki karakterin seyahat manzaralarını görselleştirmede büyük oranda başarılı oluyor ve çalışması zamanın hızlı akışına ters düşen tempo ile uyum sağlıyor. Vampirin nerede gizlendiğine gelirsek; bir görünüp bir kaybolan yaşlı ve gizemli Dracula karakteri bu evde yaşayan kızlara musallat oluyor ikinci kısımda...
Tabii filmin Dracula'ya ayırdığı süreye bakarsak, Serra'nın bir tarih perdesinde Casanova ile Dracula'nın öyküsünü kaynaştırma amacında olduğu daha da belirginleşiyor. Yönetmen vampir figüründen çok, bir hayvanın kesildiği sahneye, ağaç altındaki uzun konuşmalara, karartılar arasındaki sohbetlere, karanlık mekanlara daha fazla yer veriyor filmde. Zorlayıcı üslubuyla ilginçleşen bir vampir filmi yaratıyor. Elbette yoğun görsellikten, tuhaf karakterlerden, ruhsal atmosferden beslenerek... Ama filmin herkese göre olmadığı kesin, o konuda uyaralım!
Yorumlar
Yorum Gönder